Mart 03, 2008, 23:27:00 ÖS

Kar taneleri yağar toprağa… İnce ince süzülür yeryüzüne… Şenlenir âlem… Gülümser zemin yüzü. Beyaz bir renk kaplar sokakları… Kar taneleri ile süslenir evlerin çatıları, ağaçların dalları… Gökyüzü kar taneleri ile coşar… Beyaz, saflığın rengi… Bütün renklerin kaynağı… Beyaz renkten oluşur, bütün renkler… Kış vakti gelince her yer bu safi ve şeffaf renk ile boyanır.

Toprak, beyaz örtüsüne bürünür kışın… Kimileri kara kış dese de… Beyazdır kış biiznillah… Rabbimiz bize ihsan eylediyse bunu, biz de karın ve yağmurun faydalı ve bol yağması için dua edelim. Zararından Allah’a sığınalım. Güzel görelim, güzel düşünelim, güzel kelâm edelim…
   
Elbette vardır bu kışta da bir hikmet ve rahmet… “Kar”ı pek bâridâne ve tatsız telâkki ederler. Hâlbuki o bârid, tatsız perdesi altında o kadar hararetli gayeler ve öyle şeker gibi tatlı neticeler vardır ki, tarif edilmez.”
 
Şu yağmursuzluk neticesinde daha iyi anladık; yağmurun, karın büyük bir nimet olduğunu. “Kar”ın, şeker gibi tatlı neticelerini, tadı damağından gidince anladı insan efendi... Ve özlenir oldu kar…
     
Bahara bir hazırlıktır kış... Bahara ve yaza bir girizgâh hazırlığı gibi… Yoğun bir tempo içerisinde çalışır bütün mahlûkat. Her şey intizam içinde hareket eder. Bir Kudret eli idare eder âlemi. Bahar hazırlığı yapılır adeta. Beyaz rengin, toprak altında neşv ü nema bulmasıyla da, rengârenk nimetler görünür gözlere, bahar da… O saf su damlacıkları olmazsa o nimetler nasıl yetişir? Ve zemin yüzü, insanlığa nasıl bir sofra-i nimet olur?
 
Şu âlem bir fabrika gibi. Yaratılan her şey bir yardımlaşma içinde o fabrikada çalışıyor. Bulut ile yeryüzü arasındaki şu alışverişe bakınız ki ne kadar güzel kar taneleri, bu yardımlaşmanın bir eseri. Rab’lerinin emri ve kudreti ile kristal tanelerin oluşmasına bir vasıta oluyorlar;
    
“Evet, bu âlem pek muhteşem bir saray veya muntazam bir fabrika veya mükemmel bir şehirdir… Bulutla arz arasında cereyan eden su alışverişine bakınız ki, arz, suyu buhar şeklinde buluta veriyor, bulut da kendi fabrikalarında lâzım gelen ameliyatı yaptıktan sonra buz, kar, yağmur şeklinde iade ediyor. Sanki o camid cirimler, lisan-ı halleriyle telsiz telgraf gibi birbiriyle konuşur ve yekdiğerine arz-ı ihtiyaç ediyorlar. Bilhassa bütün o ecram âdeta el ele vermiş gibi, kemal-i ciddiyetle zevil hayata lâzım olan şeyleri tedarik etmek hizmetinde sa'y ediyorlar ve bir Müdebbirin emrine bağlı olup bir gayeye teveccüh ediyorlar.”
 
Rahman bize nimetler lutfetti… Yağmur damlaları ve kar taneleri ile neşv ü nema buldurdu akılsız nebatat âlemine… Hizmetimize sundu hayvanat âlemini. Küçük bir âlem misali olan insana, diğer âlemleri hizmetkâr eyledi… Bütün kâinata bakıldığında, bir karınca kadar küçük cisme sahip olan insana kıymet verdi… Dünyayı büyük bir sofra-i nimet yaptı. Verilen her hediyeye nasıl bir teşekkür gerekirse… Yaratıcımızın bizlere verdiği hadsiz nimetlere, binlerce şükür gereklidir… Fakat insan bir şükrü çok görür de hatta tam aksi şikâyetler ederse elindekinden de olması muhtemeldir.
      
Kar taneleri bir Kadir-i Hâkim’in izni ile gönderiliyor yeryüzüne… Rahmanın merhameti okunuyor her bir kar tanesinde… Üzerimize rahmet katreleri yağdırılıyor… Öyleyse teşekkür etmeli Şükürler olsun Rahman’a… Şükürler olsun Mevla’ya…

926 Goruntulenme | 0 Yorumlar | Puanlama: (0 Puanlama)
Yorum seçenekleri bu makale için kapatildi.