Uyu Annem' Benim için

Uyuyorsun annem… Gözlerini benim için sayısız hayâllere bulayarak... Bir daha ki açılışında birden fazlasına kavuşacağıma inanarak.
 
Ben uyuyamadım. Kapayamadım gözlerimi. Elimin gölgesinde titretiyorum kalemimi… Elimin gölgesinden bir hayat muştusu devşirmek için yazıyorum, uyuyamadan… Hiçbir hakikate seyirci kalamadan, öte olamadan, unutamadan uyuyamıyorum.
 
Tembihin kulağımda devr-i daimde: “Bu gece hiç olmazsa bu gece, kapa gözlerini! Kapa gözlerinde derin uçurumlar açan gölgeleri, seni bir ruhtan ibaret kılan ıslak sesleri… Unut ve kapa gözlerini” dedin ve sıkı sıkı tembih ettin.
 
Ben, işgüzar çocuğun; ben, en deli yanı hayalînin… Ben, ah ben, hep ben! Ben işte! Dinlemedim yine seni… Yelkovanı aldım hoyratça yanıma, akrebi sus bıraktım. Dolaşıyorum hayallerimin mülkünde. Ücra köşelerde, tenha sokaklarda. Silik varlıklarda, silik hatıralarda.
 
Ellerini tutacak olsam hayallerin, elleri yitik, hayalî. Gözlerine derince bakacak olsam, gözleri oyuk, bakışları kapkaranlık, hayalî. Dokunmak istesem tenine, hatları silik, hayalî. Suretini görsem, göremem, hayalî! Sıcaklığında terlesem ya da soğukluğunda titresem, hissedemem, hayalî.
 
Anne! Tutmak istesem, kavramak istesem bileklerini; kavrayamam! Hayalî…
 
Hayallerin mülkünde yaşadım anne! Hayallerin mülkünde yarım ettim kendimi!
 
Hakikatin benliğine çivi olup çakılamadım. Sessiz, belirsiz bir varlıktan öteye gidemedim. Tarafsız bir taraflılıktan ötesine varamadı yol alışlarım. Hakikatin mülkünde bir ses olamadım. Bir suret giyinemedim. Deli yanlarımı sukut ettiremedim.
 
Hakikatin var ellerinde gölgelikten öteye geçemedim. Olamadım anne! Bir beden giyinip, bir çift göz takınıp, bir ses tonu kuşanıp dünyaya gelemedim! Bir ismin içine girip yazamadım usulca. Orda da hayâl kaldım. Orda da meçhul… Esra (n) y’a bir “r” ekleyip sırra kadem basamadım!
 
Konuştum, bir duyuş çıkıp ben duydum demedi.
Haykırdım, bir duyuş ben duydum, içim acıdı demedi.
Tebessüme yeltendim, bir göz dahi görmedi.
 
Israrından dönmedim hayallerimin, bir el uzanıp “ben buradayım” demedi. Hayalden bir mülk verdi dünya bana. Hayalî bir mana taktı varlığıma. Uzanıp tutacağım, ellerimin arasında sıkıca tutunacağım bir hakikati çok gördü bana.
 
İstiyorum dedim, işitmedi; hayalsin dedi.
Ver dedim, veremem; hayalden ibaretsin dedi.
 
Hayaller kurdum, ereklerden yüce dağ başları edindim. Bir tokat attı olmamış yüzüme; hayalsin yerini bil dedi.”Yaşayacağım! İnadımda ısrar ederek yaşayacağım. Tükenerek veya direnerek; çoğalarak azaldı zannedilerek yaşayacağım “dedim; sen bir gölgesin kendine bak dedi.
 
Baktım. Göremedim. Sen aptal bir hayalsin dedi, alay etti…
Ağladım anne!
 
Çok ağladım bilirsin. Avuçlarıma yağa yağa gecelere süze süze ağladım, bilirsin.
 
Uyuyamadım anne! Dünyayı, hayal sanılan varlığımı, hayallerimi hatırladım. Uyuyamadım, kapayamadım gözlerimi.
 
Ben işgüzar çocuğun, ben en hoyratı, ben en yabanisi hayallerin; hayalîn! Dinlemedim seni…
 
Uyuyorsun, uyu annem… Yeşil gözlerinden içmem için şefkatini uyu. Dudaklarının arasından şifaya ermem için uyu. Say ki bir nöbet değişimindeyiz. Çeyrek asır evveli: sen ayaktasın, ben uyuyorum. Çeyrek asır sonrası: sen uyu ben ayakta kalayım. 
Bekleyeyim.
Seni. Umut ettiklerimizi. Geceleri…
Bekleyeyim.
Zamanın şifalı ellerini. Kışların hürriyetini. Yazsız mevsimleri.
Sen uyu ben bekleyeyim.
Ağlayayım, belki kurtulur gemi(m).
Belki gelir benliğim!
Belki bulurum kendimi!
577 Goruntulenme | 0 Yorumlar | Puanlama: (1 Puanlama)
Yorum seçenekleri bu makale için kapatildi.